Hiyerogliflerin Gizemi Nasıl Çözüldü?

1798 yılında Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız güçleri o zaman Osmanlı İmparatorluğu toprağı olan Mısır’a büyük bir sefer düzenledi. Amaç Britanya’nın Hindistan’a uzanarak güç kazanmasını engellemekti.

1 Temmuz’da İskenderiye’ye çıkartma yapan birlikler burayı ele geçirdikten sonra 21 Temmuz’da Kahire’yi işgal etti. Napolyon’un ordusunun ilginç bir özelliği bilim ve sanat insanı 151 teknik uzmanın ordu beraberinde bu seferde yer almasıydı. Bu uzmanlar sefer boyunca eski Mısır uygarlığına ait sayısız eseri tespit edip inceleyerek Batı medeniyetinin dikkatine sundu.

© The Trustees of the British Museum.
Takvim 15 Temmuz 1799’u gösterdiğinde Fransız askerleri liman şehri Rosetta (Raşid) yakınlarındaki Julien Kalesi’nin savunmasını güçlendirmekle meşguldü. Bir duvarın yıkımı sırasında askerlerin bulduğu ve üzerinde üç dilde yazılar bulunan siyah granit bir taş Teğmen Pierre-François Bouchard’ın dikkatini çekti. Taşın önemli olabileceği düşünülerek kısa süre önce Napolyon tarafından Kahire’de kurulmuş olan Mısır Enstitüsü’ne gönderildi. Henüz o tarihte bu taşın “bilinmeyen bir dünyanın anahtarı” olabileceği kimsenin aklına gelmemişti.
Napolyon’un Fransa’ya dönmesinden sonra Mısır’da kalan Fransız kuvvetleri İngiliz ve Osmanlı güçlerine karşı 1,5 sene boyunca ele geçirmiş oldukları toprakları savundular. 30 Ağustos 1801’de Fransız ordusu İskenderiye’de İngilizlere teslim oldu. Uzun pazarlıklardan ve bazı entrikalardan sonra İngilizlerin eline geçen Rosetta taşı Şubat 1802’de gemiyle Londra’ya götürüldü ve British Museum’a konuldu.
112 cm yüksekliğinde, 76 cm genişliğinde ve 760 kilo ağırlığındaki taşın üzerinde hiyerogliflerin yanısıra demotik (Kıpti) ve Yunanca metinler vardı ve kısa sürede bunların aynı metin olduğu anlaşıldı. Ancak uzmanların bu üç dilli taş sayesinde hiyeroglif yazısını hızla deşifre etme beklentileri boşa çıktı; çünkü yazım ve dilbilgisi kuralları bilinmiyordu.
Rosetta’nın heyecanlandırdığı pek çok uzman Londra ve Paris’te metin üzerinde çalışmaya koyuldu. İlk ilerlemeyi kaydeden İngiliz Thomas Young oldu. Demotik, yani halkın o dönem konuştuğu dili tamamen çözen Young, hiyerogliflerdeki hayvanların baktığı yönün yazının okunması gereken yön olduğunu da buldu.

Jean-François Champollion’un heykeli, Collège de France’ın iç avlusunda. Heykeltıraş: Auguste Bartholdi. © P. Imbert, Collège de France. Fotoğraf: The Gourmet Gazette
Metin üzerinde 14 yıl boyunca çalışan Fransız uzman Jean-François Champollion ise 1822’de metni ve hiyeroglif yazısını deşifre etmeyi başaran isim oldu.

Yukarı ve Aşağı Mısır’a Yolculuk adlı kitaptan Mısır yazması sayfası. DENON 1802: D. Vivant Denon, Voyage dans la Haute et Basse Égypte, Paris, 1802, Pl. 138. (Bibliothèque d’Égyptologie du Collège de France). © P. Imbert, CDF. Fotoğraf: The Gourmet Gazette
Champollion metni incelerken bazı simgelerin topluca bir çerçeve (kartuş) içine alınmış olduğunu gördü. Kilit ilerlemeyi bunların birer özel isim olabileceğini düşünmesiyle kaydetti. Yunanca metinde özel isimler Kleopatra ve Ptolemaios idi. Buradan hareket eden Champollion elindeki çok sayıda eski Mısır metninin de yardımıyla bu özel isimlerin hiyeroglifteki karşılıklarından bir çeşit anahtar üretti ve “şifreyi” çözmüş oldu.
Champollion hiyeroglif metindeki her imgenin her zaman bir görüntüye değil, bazen bir sese gönderme yaptığını sezmişti. Böylece hiyerogliflerin sadece birer resim olmayıp bazı sesleri de temsil ettiğini ortaya çıkarmış oldu.

Sol: “M. Dacier’e Mektup”, 27 Eylül 1822 — fonetik hiyerogliflerin listesi.
Sağ: 23 Kasım 1822 tarihli Champollion’un Young’a yazdığı mektubun bir bölümü — Ramses ve Thutmosis isimlerinin nasıl okunacağını açıklıyor.
8 dil bilen Champollion’un metni çözmesinde eski Mısır’da konuşulan Kıpti dilini ve Yunancayı çok iyi biliyor olması önemli rol oynadı. Bu mucizevi keşif, Mısırbilimi (Egyptology) denen bir bilim dalının doğuşunu da müjdelemiş oluyordu.
Taşın bir kısmı kırık olsa da 1700 kelime tutan çeviri tamamlandığında metindeki hikâye ortaya çıktı. Metin, M.Ö. 196 yılında 12 yaşında tahta geçen V. Ptolemaios Epiphanes’in tahta çıkışını kutlamak üzere Memphis’te toplanan din adamları tarafından yazılmıştı.
Rosetta taşı uzun yıllardır British Museum’un en çok ziyaretçi çeken buluntusu durumunda. Taşın, anavatanı Mısır’a geri verilmesi ile ilgili Mısırlı bilim insanları tarafından yürütülen kampanyalar İngilizlerin kararlı duruşu nedeniyle bir sonuca ulaşamıyor. Mısırlılar şimdilik İngilizlerin onlara hediye ettiği Rosetta replikası ile idare etmek durumundalar.
Champollion ise dünya tarihinin aydınlatılmasına yardımcı olan çok özel bir isim olarak kendi adını tarih kitaplarına altın harflerle yazdırdı.
Müteşekkiriz.
