PAPA’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ
İZNİK KONSİLİ ve EKÜMENİKLİK



Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, 28 Kasım 2025’te İznik’te Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos ile “Ekümenik Dua Ayini” düzenliyor.

Papa’nın Türkiye ziyareti 1. İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü vesilesiyle Patrik Bartholomeus'un girişimi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın daveti ile gerçekleşiyor.

Gelin bu ziyareti doğru yorumlayabilmek için İznik Konsili’nin hikâyesine ve Hıristiyan dünyasındaki anlamına yakından bakalım.


Hıristiyanlıkta dogma ne anlama gelir?

Dogma, Hıristiyanlığın esas itibarıyla eski Yunan felsefe okullarından ödünç aldığı ve yeniden yorumladığı bir kavramdır. Eski Yunan’da dogma Platonculuk veya Aristotelesçilik gibi felsefe okullarının temsil ettiği özgün görüşleri ifade ederdi. Dini anlamda dogma ise Hıristiyan inanç doktrininin sadece Papalık veya Kilise otoritesi tarafından formüle edilebileceğini ve o şekilde inanılması gerektiğini ifade eder.

Dahası, Hıristiyan kilisesi dogmayı hukuk alanına taşımış ve yasalarla korumuştur. Böylece dogmanın dışına çıkılması ağır suç sayılmış, inanmayanlar giyotin ve aforoz gibi çeşitli cezalarla cezalandırılmıştır.

Teslis ne demektir?

Arapça kökenli bir kelime olan teslis, sözlük anlamı itibarıyla “üçleme” veya “üç olarak çağırma” anlamına gelir. Yunanca karşılığı “trias”, Latince karşılığı “trinitas”tır.

Hıristiyanlıkta teslis ne anlama gelir?

Teslis, Ortodoks, Katolik ve Protestan kiliselerinin ortak inanç öğretisi ve dogmasıdır. Resmi olarak kabul edilmesi 325 yılında gerçekleşen 1. İznik Konsili’nde olmuştur.

Teslis dogması, esasen kanonik (sahih) kabul edilen Matta, Markos, Luka ve Yuhanna kitaplarında ve Yeni Ahit’i oluşturan diğer metinlerde yoktur. Dolayısıyla dönemin Hıristiyan din adamları tarafından kutsal metinlerin yorumlanmasıyla ortaya çıkan bir kavramdır.

Teslise göre Baba Tanrı, Oğul Tanrı İsa ve Kutsal Ruh Tanrı’nın üçü de ezelidir, her yönden eş ve eşittir. Baba Tanrı’dan ezeli olarak Oğul Tanrı doğmuştur, Baba’dan ve Oğul’dan ezeli olarak Kutsal Ruh zuhur etmiştir. İsa, insan olarak Bakire Meryem’den bedenleşerek Kutsal Ruh vasıtasıyla Baba’dan doğurtulmuştur. Bu üç tanrı, cevherlerinin ve doğalarının aynı olmasıyla bir tanrıdır; fakat her biri şahıs olarak üç ayrı tanrıdır. Tanrılık bu üçünün birlikteliğidir.

Konsil nedir?

Hıristiyanlık ile ilgili ortaya çıkan sorunları tartışıp karara bağlamak üzere yüksek rütbeli din adamlarının katıldığı buluşmalara konsil denir. Milli konsillerde bir Hıristiyan ülkesinin din adamları toplanırken genel konsillere Hıristiyan dünyasındaki her ülkeden din adamları katılır.

Genel konsiller ihtiyaç halinde Papa tarafından düzenlenir ve alınan kararların geçerli olması için Papa tarafından onaylanmaları gerekir. Günümüze kadar 21 genel konsil düzenlenmiştir. Ortodokslar ilk 7 konsili kabul ederken Protestanlar ise Protestanlık ortaya çıkana kadarki konsilleri kabul ederler.

Hıristiyanlık dogması ilk dört genel konsilde oluşturulmuştur ve bu konsillerin tamamı Anadolu topraklarında gerçekleşmiştir.

İznik Konsili hangi açıdan önem taşır?

Hıristiyanlık tarihindeki ilk genel konsil olan İznik Konsili, Roma İmparatoru Konstantin’in emriyle 325 yılında toplanmıştır. 20 Mayıs-19 Haziran tarihleri arasında 200’ün üzerinde piskoposun katılımıyla gerçekleşmiştir. Teslis inancının hem Batı Hıristiyanları hem de Roma İmparatorluğu tarafından resmi olarak kabulünü sağlamıştır. Bu konsilde İskenderiyeli Piskopos Athanasius’un Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un ortak tanrılık cevherine sahip olan üç ayrı şahıs tanrı olduğu görüşü kabul edilmiş, Arius’un savunduğu İsa’nın mahlûk (yaratılmış), Baba ile Oğul’un ayrı cevherlerden olduğu görüşü reddedilmiştir. Arius aforoz edilip sürgüne gönderilmiştir.

Bu konsilde bugünkü Yeni Ahit’i oluşturan İnciller ile diğer kutsal metinler tespit edilmiş, toplam 21 karar alınmıştır. Bu kararlar arasında Hıristiyanlar arasında bölünme konusu olan Paskalya gününün tayini için her grubun kabul edebileceği tek bir takvim hesabı da vardır.

Konsilin tarihsel önemi ise İmparator Konstantin’in Hıristiyanlığa verdiği desteği ilan etmiş ve siyasi gücünü artırmış olmasıdır.

İznik Konsili’nde kabul edilen inanç itikadı nedir?

Konsilde Kilise babaları tarafından kabul edilen ve günümüze değin Hıristiyanlığın temel inanç itikadı (credo) olan metin şudur:

“Görünen ve görünmeyen her şeyin yaratıcısı Tek Tanrı’ya, Kudretli Baba’ya inanıyoruz. Ve Tanrı Oğlu, Tanrı tarafından tek oğul edinilmiş Rab İsa Mesih’e inanıyoruz. O (İsa) Baba’nın özündendir. Tanrı’dan Tanrı, Nurdan Nur, Geçek Tanrı’dan Gerçek Tanrı’dır. Oğul edinilmiş ve yaratılmamıştır. Tanrı ile aynı özdendir (homoousios). Göklerdeki ve dünyadaki her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı. Bizler ve bizim kurtuluşumuz için beden alıp insan olarak dünyaya geldi, çile çekti, öldü, üçüncü gün dirilerek göğe yükseldi. Yaşayanları ve ölüleri yargılamak üzere geri gelecektir. Ve Kutsal Ruh’a inanıyoruz.

Fakat ‘O’nun (Oğul’un) olmadığı zaman vardı, doğurulmadan önce Oğul yoktu, Oğul hiçlikten (ex nihilo) var edildi ve Oğul farklı bir hypostasis’ten veya maddedendir, yaratılmamıştır, değişmeye ve değiştirilmeye tâbidir’ diyenlere gelince, Kilise bu düşünceleri aforoz eder.”

Sonraki üç konsilde ne kararlar alınmıştır?

İznik Konsili’nde Arius aforoz edilmesine rağmen görüşleri yayılmaya devam etti. Bunun üzerine 381 tarihinde Roma İmparatoru Thedosius yeni bir konsil toplanmasına karar verdi. Birinci İstanbul Konsili’nde önceki konsilin kararları teyit edildi, özellikle Kutsal Ruh’un Baba ve Oğul ile aynı cevherden olduğu vurgulanarak tanrılığı açıklığa kavuşturuldu.

Efes Konsili 431 yılında İmparator II. Theodosius’un çağrısı üzerine toplandı. Konsilde İskenderiyeli ve Antakyalı din adamlarının İsa’nın tabiatına ilişkin tartışmaları ele alındı ve İskenderiyeli din adamlarının İsa’nın bedenleşerek tek bir tabiata sahip olduğu görüşü kabul edildi. Antakyalıların görüşünü destekleyen İstanbul Piskoposu Nestorius ise mahkûm edildi.

Tartışmaların sona ermemesi üzerine 451 yılında bu kez Kadıköy Konsili toplandı. Burada İsa’nın tek şahıs ve iki tabiatlı oluşuna, iki tabiatının kendi arasında birleşmemiş ve bölünmemiş olduğuna iman edildi. Böylece İskenderiyelilerin monofizitizmi reddedilerek diyofizitizm tekrar benimsendi.

Hıristiyanlıkta büyük bölünme nedir?

Birinci İznik Konsili’nin gerçekleştiği 325 yılında Katolik-Ortodoks mezhebi ayrımı yoktu. Hıristiyanların tek bir kilisesi ve tek bir ruhani lideri vardı.

Bundan tam 729 yıl sonra, yani 1054 yılında Hıristiyanlık, aynı Latince konuşan Batı ve Helen dilini kabul eden Doğu Roma gibi Katolikler ve Ortodokslar olarak ikiye ayrıldı. İki taraf arasındaki iletişimin kesildiği bu ayrılma Kilise tarihinde “Büyük Schizma (Yırtılma)” olarak geçer.

Bu tarihten itibaren artık Katoliklerin ruhani liderliği “Papa”ların, Ortodoksların ruhani liderliği ise “Patrik”lerin sorumluluğunda olageldi.

İlerleyen yıllarda Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu iç ve dış faktörlerin etkisiyle giderek zayıfladı. 1204 yılında Katolik Haçlı Orduları, Ortodoks Bizans’ın bu zayıflığından istifade ederek Papa’nın itirazlarına rağmen Kudüs yolunda yön değiştirip Konstantinopolis’i işgal etti ve yağmaladı.

İznik’e çekilen Bizans orduları ve yöneticileri ise ancak 59 yıl sonra Başkent’in Latin işgaline son verip şehri geri almayı başaracaktı.

Bizans’ın zayıflama süreci 1071’de Malazgirt Savaşı sonrası gerilemeye dönüştü ve nihayet Osmanlı’nın 1453’te İstanbul’u fethiyle birlikte Bizans tarih sahnesinden çekildi.

Tüm bu süreçte ve sonrasında Papalar ile Patrikler mezhep savaşları nedeniyle tam 910 yıl boyunca görüşmedi.

İlk görüşme 1964 yılında Papa 6. Paul ile Patrik Athenagoras arasında oldu.

Papa Paul ve sonraki din adamları İstanbul’u her ziyaretlerinde 1204 Haçlı işgali için Ortodoksların ruhani lideri konumundaki Patriklerden özür dilemeyi alışkanlık haline getirdi, aralarındaki beddualar kaldırıldı.

Bu özür, kiliseler arasındaki buzların çözülmesine yardımcı olurken kiliselerin yeniden birleşmesi için kiliseler arası müzakereleri de başlatmış oldu.

Patrik Bartholomeos

Ekümenik ne demektir?

Bu kavram “yerleşilmiş yer veya dünya” anlamına gelen eski Yunanca “oikoumene” kelimesinden türetilmiştir. Esasen siyasi bir kavramdır ve “siyasi din birliği” anlamında kullanılmaktadır. Bir anlamda İslam’daki ümmet kavramına benzer. Ekümeniklik siyaseten Hıristiyan birliğini sağlama gayesini ifade eder; ancak her büyük kilise bütün Hıristiyanların kendi kilisesinde birleşmesini ister.

Yavuz Sultan Selim 1517 yılında Mısır’ı fethettiğinde İskenderiye ve Antakya Patrikhanelerini İstanbul’daki Rum Patrikhanesi’ne bağlamış ve patriği de cihan patriği (ekümenik) ilan etmiştir.

Günümüzde Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin “Ekümeniklik” iddiasına başta Atina Başpiskoposu ve Moskova Ortodoks Patrikliği olmak üzere birçok Ortodoks kilisesi karşı çıkmaktadır.

Lozan Antlaşması ekümenikliği tanıyor mu?

Lozan, “ekümenik” sıfatını tanımaz, maddelerde özel olarak Patrikhane ele alınmamıştır. Antlaşmanın hükümleri ile Patrikhane’nin siyasi ve idari yetki ve imtiyazları kaldırılmış, Patrikhane tamamıyla Türk hukukuna bağlanarak Patrik ve Patrikhane görevlilerinin tayin ve denetimi Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına tâbi hale getirilmiştir.

Dolayısıyla Lozan, Patrikhane’yi yalnızca İstanbul’daki Rum Ortodoks cemaatinin dini merkezi olarak kabul eder. Patrikhane’nin yetki alanı İstanbul Başpiskoposluğu ile Bozcaada ve Gökçeada bölgesi Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı tutulmuştur. Patrik seçimi ile ilgili de 1923 yılında yayımlanan valilik tezkeresi dışında bir hukuki tasarrufta bulunulmamıştır.


Ziyaretin sonuçları ne olacak?

Papa’nın ziyaretinin ne gibi sonuçları olacağı önümüzdeki aylarda ve yıllarda netleşecek. Kesin olan şu ki Papa’nın bu ziyareti sembolik ve dini olmanın ötesinde siyasi anlamlar taşıyor. Özellikle Patrik Bartholomeos’un katılımı hem Hıristiyan dünyası için hem de bölgedeki dengeler açısından önemli sonuçlar doğurmaya aday.

Papa, aynı zamanda Vatikan Devlet Başkanı unvanını taşıdığından Türkiye ziyaretini gerçekleştirmesi için Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın resmi daveti gerekiyordu ve nitekim öyle de oldu. Ancak dikkat çekici olan, Papa 14. Leo’nun aslında Patrik Bartholomeos’un daveti üzerine Türkiye’ye geliyor olması.

Bartholomeos bu daveti ilk önce Papa Francesco’ya Kudüs ziyaretleri süresinde ortaklaşa yaptıkları ayinden sonra önermiş, Francesco bu daveti büyük bir memnuniyet ve heyecan ile kabul etmişti. Papa Francesco, bu yılın başlarında sağlık durumu ağırlaşınca, kendisinden sonra seçilecek Papa’ya “İznik’e mutlaka gidilmesi ve Hıristiyanlık kurallarının temellerinin atıldığı İznik’te Patrik Bartholomeos ile ortaklaşa bir ayin yönetmeleri” vasiyetini bırakmıştı.

Papa 14. Leo da Papa Francesco’nun “1054’te Katolik ve Ortodoks olarak ayrılan kilisenin yeniden birleşmesi” amacıyla gösterdiği uğraşıları benimsediği için bu vasiyeti yerine getireceğini açıklamıştı.

Şimdi bu vasiyet yerine getiriliyor ve belki de yeni bir dönemin kapıları aralanıyor.

 

Kaynaklar:

1-İznik Konsili’nin Siyasi ve Entelektüel Tarihi – Turhan Kaçar
2-Üç Dinin Tarihi – Mehmet Bayrakdar
3-The Middle Sea - John Julius Norwich
4-Dominion – Tom Holland