Maraş Neden Kahraman?

Maraş, dünyada İstiklal Madalyası’na layık görülen ilk şehirdir ve Maraş cephesi Milli Mücadele’nin başarıya ulaşan ilk cephesidir.
Gelin şimdi bu şehrin kahraman evlatlarının hikâyesine yakından bakalım.
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra Güney Anadolu İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilmeye başlamış, 22 Şubat 1919’da Maraş şehri de İngilizler tarafından işgal edilmişti.
15 Eylül 1919’da İngiltere ve Fransa arasında Suriye ve Kilikya’da işgal bölgelerinin değişimi hakkında bir mukavele imzalandı. Buna göre İngilizler Maraş, Antep ve Urfa şehirlerini boşaltarak buraları Fransızlara bırakacaktı. İngilizler işgal ettikleri bu bölgede bir kaynaşma olduğunun farkına vararak er geç başlayacak direnişle uğraşmak yerine buraları Fransızlara terk etmeyi uygun bulmuşlardı.
Fransızlar Ermenileri kullanıyor
Fırat Nehri’nin batısına yerleşen Fransız kuvvetleri bölgeyi işgal ederken özellikle 1. Dünya Savaşı sırasındaki tehcir ile bölgeden sürülmüş olup sonradan bölgeye geri dönen Ermenilerden faydalanmayı tercih etti. Esasen Güney Anadolu’da bir direniş hareketinin ortaya çıkmasına Fransızların şiddetinden ziyade Ermenilerin ölçüsüz hareketleri ve taşkınlıkları neden oldu.
1919 yılı sonunda bölgedeki Ermeni kuvvetlerinin toplamı 10 bine yaklaşıyordu. Bunlardan 4.500 kadarı henüz Birinci Dünya Savaşı bitmeden önce Mısır’da Fransızlar tarafından oluşturulan Legion d’Orient adlı birlikten olup Fransız üniforması giymekteydiler. Bunun dışında bölgede çok sayıda Ermeni çetesi de faaliyet gösteriyordu. Ermeniler Kilikya’da bağımsız bir Ermenistan kurulması amacıyla çalışıyor, Fransızlar ise onları silahlandırıp Türklere karşı kullanmakla beraber Ermenilerin bu bölgeye yönelik toprak taleplerine soğuk yaklaşıyordu.
29 Ekim 1919 günü Fransız birlikleri Kilis’i işgal etti. General Querette, Kilis Kaymakamlığı’na bir yazı göndererek bundan sonra Maraş, Antep ve Urfa sancaklarının Osmanlı-Fransız ortak idaresine tabi olacaklarını, jandarmanın Fransız komutanlar emrinde, maliyenin de Fransız kontrolü altında bulunacağını bildirdi.
Aynı gün bir Fransız subayı Maraş’a gelerek İngiliz kuvvetlerinin komutanıyla görüştü. Ertesi gün, yani 30 Ekim 1919’da 42. Fransız Alayı’ndan bir bölük, Ermeni alayından bir tabur ve bir süvari müfrezesi tarafından Maraş işgal edildi. Maraşlı Ermeniler Fransızları bando ve çiçeklerle karşıladılar. “Kahrolsun Türk Padişahı, Kahrolsun Türkler, Yaşasın Fransızlar ve Ermeniler” sloganları atarak işgalcilere büyük sevgi gösterilerinde bulundular.
Olay karşısında Maraşlı Doktor Mustafa ve birkaç arkadaşı Elbistan’a giderek Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa ile telgraf üzerinden görüşüp bölgede Kuva-yı Milliye teşkilatı kurmak amacıyla temaslarda bulundular.

Sütçü İmam
31 Ekim günü bazı Fransız askerlerine çarşıyı gezdirmek üzere Uzunoluk mahallesinde bulunan Ermeni gönüllüleri, o civardaki bir hamamdan çıkan Türk kadınlarına sarkıntılık ettiler. “Burası artık Türklerin değildir, Fransız memleketinde peçe ile gezilmez” diyerek kadınların peçelerini yırtıp birinin bayılmasına sebep olduktan sonra kadınları korumak amacıyla müdahale etmek isteyen iki Türk’ü de yaraladılar. O sırada dükkânından tabancasını alıp gelen ve “Sütçü İmam” olarak anılan bir kişi, olaya sebep olan Ermeni’yi tabancasıyla vurup kalabalıkta gözden kayboldu.
Uzunoluk’ta bir mescitte fahri imamlık yapmakta olan Sütçü İmam’ın asıl ismi İmam olup Kireççioğlu sülalesinden geldiği için Kireççioğullarından İmam diye biliniyor. Mesleği gereği süt sattığı için Sütçü İmam olarak da adlandırılıyor. Maraş’ın kurtuluşunun kıvılcımını yakan bu kişinin günümüzde Maraş’ta bir anıtı, türbesi ve adının verildiği bir üniversite bulunmaktadır.
1 Kasım günü Zeytinlik bölgesinde boğazlanmış ve parça parça edilmiş bir Türk genci bulundu. Tiyetlioğlu Kadir adındaki bu genç, yakalanamayan Sütçü İmam’ın dayısının oğlu idi ve Maraş’ın ilk şehidi oldu.
Yine o günlerde birlikte dolaştığı arkadaş grubundan ayrı kalan bir genç Ermeni askerler tarafından öldürüldü.
Olaylar üzerine halk Fransız komutana başvurarak Ermeni askerlerin geri çekilmesini istedi; fakat bu girişimden bir sonuç alınamadı.
Birkaç gün sonra Fransızlar Maraş Ermenilerine gizlice silah dağıtmaya başladı. Bunu gören bir Türk polisi ile bir Türk genci, hükümete haber verirler düşüncesiyle öldürüldü. Dağıtılan silahlar, daha önce İngilizler tarafından mühürlenmiş olan Türk silah deposundan alınmıştı.
13 Kasım gecesi şehirde tüfek sesleri duyuldu. Hükümet Konağı’ndan çıkan inzibat kuvvetleri karşılık verdikten sonra Fransızların kışlasına doğru bir kaçışma oldu ve silah sesleri kesildi. Daha sonradan tüfek atışı yapanların şehirde kargaşa çıkarmak isteyen Ermeni askerleri olduğu anlaşıldı. Halkın şikâyeti üzerine olayı yerinde incelemek için Osmaniye Askeri Valisi Andrea Maraş’a geldi. Andrea 26 Kasım’da şehre geldiğinde Ermeniler tarafından büyük bir karşılama töreni yapıldı ve Maraş askeri valiliği de kısa süre içinde Andrea’ya verildi.
Dans için indirilen bayrak
Ertesi gece Maraş’ın en zengin Ermeni ailelerinden Hırlakların evine ziyafete gitmiş olan Vali, Hırlak Osep’in kızı Virjini ile dans etmek istedi. Ermeni kızının Fransız ve Ermeni bayraklarının dalgalanmadığı yerde kendisiyle dans edemeyeceğini söylemesi üzerine Vali, kalede dalgalanmakta olan Türk bayrağının indirilmesini emretti. 28 Kasım Cuma sabahı uyanan halk Türk bayrağının yerinde Fransız bayrağının olduğunu gördü.
Evi kalenin karşısında olan Avukat Mehmet Ali Bey manzaranın verdiği üzüntüyle Maraşlılara hitaben bir yazı kaleme aldı. Bu yazıyı ayrı zarflar içine koyup Ulucami’de namaz kılmaya gelenlerin okuması için birkaç yere bıraktı. Yazıda özetle şöyle deniyordu:
Ey asil Türk milleti, milli varlığın ve dinin ölüyor. Dedelerinin kanı karşılığında fethettiği kalenin burcundaki al sancağın Fransızlar tarafından indirilmiştir. Acaba sende bunu yerine koyacak birkaç damla Türk kanı yok mu? Soğukkanlılıkla ve korkmadan al sancağımızı tekrar yerine koyalım ve gurur ile yerlerimize dönelim. Korkma, seni buradaki birkaç Fransız kuvveti kıramaz, buna emin ol.
Öğleye doğru cami çevresindeki kalabalık giderek arttı, “Egemenlik olmayan yerde Cuma namazı kılınmaz” sözü kalabalıkta dolaşmaya başladı. Galeyana gelen topluluk camiden ayrılıp Maraş Kalesi’ne doğru ilerledi. Kale içindeki bir manga Fransız askeri direnmeden teslim oldu. Fransız bayrağı indirilip Türk bayrağı büyük sevinç gösterileri arasında tekrar göndere çekildi.
Kaleden inen topluluk Hükümet Konağı’na yöneldi. Burada Mutasarrıf Ata Bey ve Askeri Vali Andrea ile yapılan görüşme sırasında Ermeni tercümanın “Bir bez parçası için bu kadar gürültü çıkarmaya ne lüzum var?” dediği duyuldu. Bunun üzerine halk tercümanın üzerine atıldı. Olayı Maraş jandarma komutanı yatıştırdı, sükûnet güçlükle sağlandıktan sonra kalabalık yavaş yavaş dağıldı.
Takip eden haftalarda Fransızlar Maraş’taki kuvvetlerini takviye etmeye devam ettiler.
.jpg)
Kuva-yı Milliye kuruluyor
Bayrak olayından birkaç gün sonra Veziroğlu Mehmet’in evinde gece yarısı toplanan Maraşlı yurtseverler Maraş’ın kurtarılması hazırlıkları için ilk kez sekiz kişilik bir heyet seçilmesine karar verdiler. Heyet üyeleri ayrı ayrı “Milletin ve vatanın selameti uğrunda feda-yı can edeceğime, meşru milli teşkilatımıza karşı hainlik edenlerin velev öz kardeşimiz olsa dahi idamına ve sır saklayacağıma” diyerek ant içtiler.
Kısa sürede Maraşlılar semt semt teşkilatlandı. Köylere adamlar gönderilerek oralarda da teşkilat yapıldı. Teşkilat tamamlanınca hükümete başvurularak her türlü mücadeleye hazır oldukları bildirildi. Böylelikle Maraş, Kuva-yı Milliye’yi kendi bünyesinde teşkil etmiş oldu.
Maraş Savaşı başlıyor
20 Ocak 1920’de Fransız komutan General Querette Maraş hükümet binasının işgal edileceğini mutasarrıfa bildirdi. O gün çıkan çatışmalarda Öğretmen Veliyüddin Efendi ve Mustafa Efendi öldürüldü. Bu olay üzerine Maraş Savaşı başlamış oldu.
21 Ocak’ta Müdafaa-i Hukuk il başkanı Aslan Bey halkı savunmaya çağırdı ve savaşın yönetimini eline aldı. Hemen gezgin ve sabit müfrezeler kuruldu, genç yaşlı, kadın erkek tüm Maraşlılar siper kazmaya, barikat kurmaya başladılar. Jandarma deposundaki silahlar halka dağıtıldı, Fransız ve Ermenilerle sokak sokak şiddetli çarpışmalar başladı.
23 Ocak’ta Fransız topları şehri bombalamaya başladı. 200 Maraşlı gönüllü, silah ve cephane ile dolu olan bir kiliseye saldırıp havaya uçurdu.
24 Ocak’ta Mustafa Kemal Paşa bölgedeki olaylarla ilgili bir genelge yayımladı. Genelgede Adana’da 1.170, Katma’da 2.300, Kilis’te 600, Antep’te 1.200, Maraş’ta 1.200 Fransız ve Ermeni asker bulunduğu, Fransızlara saldırılmadan önce Kuva-yı Milliye komutanları tarafından en yakın Fransız komutanlığına bir nota verilmesi gerektiği belirtiliyor, kolorduların milli kuvvetleri hemen teşkil ve harekete hazır bir hale getirmeleri ve çok önemli olan Maraş harekâtının lehte sonuçlanması için 3. Kolordu’nun Maraş’a her hususta yardım etmesi isteniyordu. 25 Ocak’ta askeri birliklere gönderdiği yazıda ise Mustafa Kemal Paşa, “hemen gerilla tarafında işe girişilmesi gereklidir” ifadelerini kullanarak Fransızlara karşı girişilecek mücadele için talimatlarını iletiyordu.
Maraş’ta bu günlerde çarpışmalar sürüyor, halk kahramanca direniyordu. Yaşanan en çarpıcı olaylardan birinde Kabaili Mahallesi’nde oturan Bitlis Defterdarı’nın eşi Ayşe Senem Hatun evinden açtığı ateşle 8 düşman askerini öldürmüş ve sonrasında erkek elbisesi giyerek bilfiil mücadeleye katılmıştı.
1 Şubat’tan itibaren Maraş’ta çarpışmalar şiddetlendi. Fransızlar Maraş çarşısını yaktı. 6 Şubat’ta şehrin üzerinde bir Fransız uçağı uçtu. Şehre yaklaşan Albay Normand komutasındaki bir Fransız birliği 7-8 Şubat’ta şehri bombaladıktan sonra kışlada kuşatılmış durumdaki Fransız kuvvetlerine yardım ulaşmasını sağladı.
Sayı ve silah olarak çok zayıf durumdaki Maraşlılar artık dayanma güçlerinin son noktasına gelmişti. Zorlu kış şartlarında açlık tehlikesi de baş göstermişti. Bu süreçte çok kayıp veren ve beklemedikleri bir direnişle karşılaşan Fransızlar da iyi durumda değildi.
Sonunda 10 Şubat’ı 11 Şubat’a bağlayan gece daha fazla dayanamayan Fransızlar şehri boşaltmaya başladılar. İslahiye’ye doğru kaçan Fransızları takip eden milli kuvvetler yolda 200 kadar askeri daha öldürdüler, bir kısım Fransız asker de yolda donarak öldü.
12 Şubat’ta Maraş’ta artık düşman askeri kalmamıştı; kalan yüzlerce şehit ve gazi ile harap bir şehirdi.
Maraş zaferinden dolayı Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa 3. Kolordu Komutanı’nı tebrik etti; fakat Fransızların ve Ermenilerin bu yenilginin acısını çıkarmak üzere harekete geçeceklerini de bildirdi.
Maraş’ta Fransızların uğradığı yenilgi Batı kamuoyunda, özellikle o günlerde devam etmekte olan Paris Barış Konferansı’nda büyük yankı uyandırdı, Fransız prestij ve morali üzerinde sarsıcı etki yaptı. O kadar ki, durumdan kaygılanan Papa, İngilizlere çağrıda bulunarak Fransızlara yardım etmelerini istemişti.

Maraş hak ettiği payeyi elde ediyor
1925 yılında, Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını ateşleyerek herkesin takdirini toplayan bu fedakâr şehre bir yazı gönderilerek mücadeleye katılanların isimlerinin yer aldığı bir liste istenmiştir. Şehrin ileri gelenlerinin yapmış olduğu istişareler neticesinde “mücadeleye katılmayan tek bir ferdin dahi olmadığı” cevabı Gazi Meclis’e iletilmiştir. Bunun üzerine milli mücadeleye katılanlara tek tek madalya vermektense tüm şehre İstiklal Madalyası verilmesi kararlaştırılmıştır. Sonuç olarak Kurtuluş Savaşı sırasında halkın gösterdiği direnişten dolayı TBMM tarafından 5 Nisan 1925 tarihinde şehre İstiklal Madalyası verilmiş, böylece Maraş dünyada istiklal madalyası alan ilk şehir olmuştur.
1925 senesinden beri Kahramanmaraş halkı her 12 Şubat Kurtuluş Bayramı’nda şanlı bayraklarına İstiklal Madalyası’nı takarak geçmişi ve o büyük mücadeleyi anmaktadır.
7 Şubat 1973 tarihinde ise TBMM kararı ile şehrin adı Kahramanmaraş olarak değiştirilmiştir.
Bu büyük mücadeleyi veren Maraş’ın tüm kahramanlarını saygı ve minnetle anıyoruz.
Kaynaklar:
1-Milli Mücadele, Sabahattin Selek, Doğan Kitap
2-Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, Selahattin Tansel, Türk Tarih Kurumu
