İlaç Kullanımında Bireysel Deneyimler Değil
Bilimsel Kanıtlar ve Uzman Görüşleri Esas Alınmalı



Sağlığımızı yönetirken elimizdeki en önemli araçlardan biri ilaçlar hiç kuşkusuz.

İlaç kullanımı her zaman güncel ve tartışmalı bir konu. Doğru kullanıldıklarında fayda sağlayan, aksi olduğunda ise zarar veren ilaçlar hakkında toplumumuzda çok sayıda yanlış inanış, düşünce ve alışkanlık mevcut. Bunlar yetmezmiş gibi, medyada her gün karşımıza çıkan bilimsellikten uzak sayısız paylaşım bireylerin doğru karar almasını daha da güçleştiriyor.

Çok ilaç değil doğru ilaç kullanmak için nitelikli bilgiye sahip olmamız veya erişmemiz çok önemli.

Biz de ilaç kullanımıyla ilgili sorularımızı bu alandaki en yetkin isimlerden birine, Türk Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alper B. İskit’e yönelttik.


Farmakoloji nedir? Temel işlevleri nelerdir?

Farmakoloji; ilaçların vücut üzerindeki etkilerini, etki mekanizmalarını, kullanım alanlarını, yan etkilerini ve güvenliliklerini inceleyen bilim dalıdır. Temel işlevleri:

• İlaçların nasıl etki ettiğini açıklamak

• Doğru doz ve kullanım şeklini belirlemek

• Yan etkileri ve ilaç etkileşimlerini ortaya koymak

• Yeni ilaç geliştirme süreçlerinde rol almaktır.

İlaçların etki mekanizmaları hakkında bilinmesi gereken temel noktalar nelerdir?

İlaçlar genellikle reseptörlere bağlanarak, enzimleri etkileyerek veya biyolojik süreçleri düzenleyerek etki gösterir.

İlacın etkisi; doz, uygulama yolu, kullanım süresi, kişinin yaşı, eşlik eden hastalıklar ve diğer ilaçlar ile ilişkilidir. Aynı ilacın etkisi kişiden kişiye değişebilir, bireysel farklılıklar gösterebilir.

Akılcı ilaç kullanımı nedir? Neden önemlidir?

Akılcı ilaç kullanımı; Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre doğru ilacın, doğru kişiye, doğru dozda, doğru süreyle ve en düşük maliyetle kullanılmasıdır. Bu yaklaşım;

• Yan etkileri ve ilaç israfını azaltır

• Antibiyotik direncini önler

• Tedavi başarısını artırır

• Sağlık sistemine olan yükü azaltır.

Toplumda en sık karşılaşılan hatalı ilaç kullanım davranışları nelerdir?

• Hekim değerlendirmesi olmaksızın ilaç kullanımı

• Antibiyotiklerin endikasyon dışı veya eksik süreyle kullanılması

• Daha önce yazılmış reçetelerin yeniden kullanılması

• Yaşa ve kiloya uygun olmayan doz uygulamaları

• İlaçların bireyler arasında paylaşılması

Bu uygulamalar tedavide başarısızlığa ve ciddi advers etkilere yol açabilir.

“Başkalarında etkili olmuş ilacı kullanma” yaklaşımının riskleri nelerdir?

Benzer semptomlar farklı hastalıklara bağlı olabilir. Dolayısıyla bireyler arası ilaç paylaşımı; yanlış tedavi, ilaç etkileşimleri, alerjik reaksiyonlar ve gerçek hastalığın tanısının gecikmesi gibi önemli riskler taşır. Ayrıca altta yatan ciddi bir patolojinin tanısı gecikebilir.

İlaçların yan etkileri konusunda hangi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır?

Her ilacın terapötik etkilerinin yanı sıra yan etkileri olabilir. Yan etkiler hafif olabileceği gibi hayati risk de taşıyabilir. Beklenmeyen bir etki görüldüğünde ilaç kesilmeli ve bir sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.

Reçetesiz ilaç kullanımı hangi durumlarda risklidir?

Reçetesiz ilaçların uygunsuz kullanımı özellikle hamilelik ve emzirme döneminde, çocuklar ve yaşlılarda, uzun süreli ve yüksek doz ilaç kullanımında (kronik hastalığı olanlarda), birden fazla ilaç birlikte kullanımında (polifarmasi) risklidir.

İlaç–ilaç ve ilaç–gıda etkileşimleri hangi durumlarda ortaya çıkar?

Etkileşimler genellikle birden fazla ilaç birlikte kullanıldığında, ilaçlar bitkisel ürünlerle birlikte alındığında, ilaçlar alkol veya bazı gıdalarla kullanıldığında, özellikle de karaciğer ve böbrek hastalığı olan kişilerde gözlenir. Etkileşimler sonucunda ilacın etkinliği veya toksisitesi değişebilir.

Bitkisel ürünlerin güvenliliği hakkında ne söylenebilir?

Bitkisel ürünlerin “doğal” olması, zararsız oldukları anlamına gelmez, yan etkileri ve toksik etkileri olabilir. Birçok bitkisel ürün biyolojik olarak aktif bileşenler içerir ve ilaçlarla etkileşime girebilir.

Bu ürünlerin bazılarının farmakolojik etkileri vardır; ancak standart dozaj eksikliği ve yetersiz klinik veri nedeniyle kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımları potansiyel risk taşır.

Türkiye’de ilaç güvenliği ve farmakovijilans (güvenlik verilerinin takibi ve yönetimi) nasıl yürütülmektedir?

Türkiye’de ilaç güvenliği izleme faaliyetleri, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM) tarafından yürütülmektedir. İlaçlar piyasaya çıktıktan sonra da izleme devam eder; yan etkiler, advers etki bildirimleri sağlık çalışanları ve hastalar tarafından bildirilir.

“İlaçsız tedavi” kavramı bilimsel açıdan nasıl değerlendirilmelidir?

İlaçsız tedavi; yaşam tarzı değişiklikleri, davranışsal müdahaleler, beslenme düzenlemeleri ve fiziksel aktivite gibi non-farmakolojik yaklaşımları kapsar. Bu yöntemler kanıta dayalı tıp ilkeleri doğrultusunda ve uygun endikasyonlarda uygulandığında farmakolojik tedavinin etkinliğini artırabilir veya bazı durumlarda alternatif oluşturabilir.

Toplumda ilaç kullanım alışkanlıklarının iyileştirilmesi için neler yapılmalıdır?

Sağlık okuryazarlığı artırılmalı, akılcı ilaç kullanımı eğitimleri yaygınlaştırılmalı, eczacı ve hekimlerin hasta bilgilendirme rolleri güçlendirilmeli ve özellikle medyada bilimsel temelli sağlık iletişimi desteklenmelidir.

Son olarak WORKSHOP Life okurlarına nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

İlaçlar modern tıbbın en güçlü araçlarındandır; ancak etkinlikleri kadar riskleri de vardır. Güvenli ve etkili bir tedavi için ilaç kullanımında bireysel deneyimlere değil, bilimsel kanıta ve uzman görüşüne dayalı kararlar esas alınmalıdır.

İlaçlar hayat kurtarır; ancak bilinçsiz kullanıldığında zarar verir.


Prof. Dr. Alper B. İskit

1968’de Ankara’da doğan Alper B. İskit, orta ve lise öğrenimini 1985 yılında TED Ankara Koleji’nde, yüksek öğrenimini 1991 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamladı. 1993-1997 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalında tıbbi farmakoloji uzmanlık eğitimini tamamladı. 1997-1998 yılları arasında TÜBİTAK Yurt Dışı Doktora Sonrası Araştırma Bursu alarak İskoçya’da Strathclyde Üniversitesi’nde çalışmalarda bulunan Dr. İskit, 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalına yardımcı doçent olarak atandı; 2000 yılında doçentlik, 2007 yılında profesörlük unvanını kazandı.

Prof. Dr. Alper B. İskit halen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanlığı ve 2024 yılı itibarıyla Türk Farmakoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmektedir.