Gözlük Takmak Nasıl Normalse
İşitme Cihazı Kullanmak da Öyle Görülmeli

3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü vesilesiyle Koç Üniversitesi Hastanesi Odyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ahmet Ataş ile işitme duyusunun nitelikli yaşam üzerindeki etkisini, işitme kaybı risk faktörlerini, kulak sağlığını koruma yollarını ve işitme kaybındaki güncel tedavi seçeneklerini konuştuk.
Nitelikli bir yaşam sürdürmek açısından işitme duyusunun rolü nedir?
İşitme yalnızca sesleri algılamak değildir; iletişimin, sosyal bağların ve güvenliğin temelidir. Konuşmaları anlayabilmek, müzikten keyif almak, trafikte uyarı seslerini duymak yaşam kalitesini doğrudan etkiler. İşitme kaybı olan kişilerde zamanla sosyal geri çekilme, yalnızlık ve hatta bilişsel gerileme riskinin arttığını biliyoruz. Bu nedenle işitme, nitelikli yaşamın vazgeçilmez bir bileşenidir.
Ülkemizde ve dünyada işitme kaybı ne sıklıkta görülüyor? Risk grupları hangileridir?
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde 430 milyondan fazla insan işitme kaybı yaşamaktadır. Türkiye’de de milyonlarca kişi etkilenmektedir. Risk gruplarını şöyle sıralayabiliriz:
- 65 yaş üstü kişiler
- Gürültülü ortamlarda çalışanlar
- Yüksek sesle kulaklık kullanan gençler
- Diyabet ve hipertansiyon hastaları
- Ailesinde kalıtsal işitme kaybı bulunanlar
- Yenidoğan riskli bebekler.
İleri yaşlarda görülen işitme kaybının sebepleri nelerdir?
Yaşa bağlı işitme kaybı (presbiakuzi), iç kulaktaki tüylü hücrelerin zamanla hasar görmesi sonucu oluşur. Genetik yatkınlık, damar hastalıkları, uzun süreli gürültü maruziyeti ve bazı ilaçlar süreci hızlandırabilir. En belirgin özellik konuşmaları anlamada zorlanmadır.
Yaşa bağlı işitme kaybı nasıl yönetilir?
- Erken tanıyla (odyolojik testler)
- Uygun işitme cihazı kullanımıyla
- Gerektiğinde koklear implant uygulamalarıyla
- İşitsel rehabilitasyonla
- Aile eğitimi ve iletişim stratejileriyle yönetilebilir.
Tedavi değil, yönetim söz konusudur; doğru cihaz ve destekle kişiler aktif yaşamlarını sürdürebilir.
İşitme kaybı yalnızca fiziksel bir sorun mudur?
Hayır, sosyal ve psikolojik etkileri oldukça belirgindir. İşitme kaybı yaşayan kişilerde:
- Sosyal izolasyon
- Depresyon riski
- Özgüven kaybı
- Bilişsel gerileme riskinde artış gözlemlenebilmektedir.
Toplumda yeterince ciddiye alınıyor mu?
İşitme kaybı ne yazık ki çoğu zaman “yaşlılık belirtisi” olarak görülüp erteleniyor, oysa erken müdahale edilmediğinde etkileri büyüyor. Gözlük takmak nasıl normalse işitme cihazı kullanmak da öyle görülmelidir.
Günlük yaşamda kulak sağlığını korumak için neler yapılmalı?
- Yüksek sesten kaçınmalı
- Gürültülü ortamda kulak koruyucu kullanmalı
- Kulak enfeksiyonlarını ihmal etmemeli
- Diyabet ve tansiyonu kontrol altında tutmalı
- Rastgele ilaç kullanımından kaçınmalıdır.
Kulak çubuğu zararlı mı? Temizlik nasıl yapılmalı?
Evet, kulak çubukları kiri içeri itebilir ve kulak zarına zarar verebilir. Kulak kanalı kendini temizleyen bir yapıdır. Sadece dış kulak kepçesi temizlenmelidir. Tıkanıklık hissi varsa bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.
İşitme testi ne zaman yaptırılmalı?
Şu belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır:
- Konuşmaları sık tekrar ettirme
- Televizyon sesini aşırı açma
- Çınlama (tinnitus)
- Gürültülü ortamda anlamada zorlanma
- Ani işitme kaybı.
Özellikle ani kayıplar acil müdahale gerektirir.
Kulaklık kullanımı riskli mi? Güvenli seviye nedir?
Evet, özellikle gençlerde önemli bir risk. 85 dB üzerindeki sese uzun süre maruz kalmak kalıcı hasar oluşturabilir. Güvenli kullanım için;
- Ses seviyesi maksimum seviyenin %60’ını geçmemeli
- 60 dakikada bir mola verilmeli (60/60 kuralı)
- Gürültülü ortamda kulaklık yerine ortamdan uzaklaşma tercih edilmelidir.
İşitme cihazları ve implantlar yaşam kalitesini nasıl değiştiriyor?
Modern dijital işitme cihazları konuşmayı netleştirir, çevresel sesleri dengeler. İleri kayıplarda koklear implantlar kişinin yeniden konuşmaları ayırt edebilmesini sağlar. Bu teknolojiler sayesinde kişiler sosyal hayata tekrar aktif katılım gösterebilir.
İşitme cihazlarına yönelik önyargılar nelerdir?
- “Yaşlı cihazı” algısı
- Görünürlük kaygısı
- İşe yaramayacağı düşüncesi sayılabilir.
Oysa günümüz cihazları küçük, estetik ve oldukça etkilidir. Bilinçlendirme ve doğru bilgilendirme bu önyargıları azaltır.
Sosyal hayata katılımın artması için neler yapılmalı?
- Kamu alanlarında işitme destek sistemleri kullanılmalı
- Altyazılı yayınlar artırılmalı
- Farkındalık kampanyaları yapılmalı
- Aile ve iş çevresi bilinçlendirilmeli
- Erken tanı programları yaygınlaştırılmalıdır.
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü mesajınız?
Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 3 Mart’ta farkındalık amacıyla kutlanan bu gün için mesajım şudur:
“İşitmek, yaşamla bağ kurmaktır. İşitme kaybını ertelemeyin, erken tanı hayat kalitesini değiştirir.”
Kulak sağlığınızı koruyun, düzenli kontrol yaptırın ve işitme kaybını kader olarak görmeyin.
Prof. Dr. Ahmet Ataş
Prof. Dr. Ahmet Ataş, 1989 yılında Hacettepe Üniversitesinde (HÜ) lisans eğitimini tamamladıktan sonra yüksek lisans ve Doktora eğitimini HÜ SBE KBB Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Bölümünde yapmıştır. 1992 yılında HÜ Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda uzman olarak çalışmaya başlamış, aynı kurumda 2002 yılında yardımcı doçent, 2009’da doçent kadrosuna atanmıştır. 2010 yılında İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’na doçent olarak atanmış, 2013 yılında profesörlük kadrosuna geçmiştir.
2011 yılında Türkiye’nin ilk odyoloji lisans programı olan, İÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü Kurucu Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. Ahmet Ataş, 2011-2022 yılları arasında İÜ SBF Odyoloji Bölüm Başkanı ve İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olarak akademik görevine devam etmiştir. 12. Avrupa Odyoloji Dernekleri Federasyonu (EFAS) Kongresi (2015) Başkanı olan Ataş, Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneğinin kurucu üyelerindendir.
Prof. Dr. Ahmet Ataş, 2015 yılından itibaren İstanbul Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Derneği Başkanlık görevini yürütmektedir. Çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel projesi, çalışmaları, patentleri ve yayınları bulunan Prof. Dr. Ahmet Ataş, halen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır.
