Sabahattin Ali’nin “Böbrek” Hikâyesi Bağlamında
Yıkıcı Cepten Sağlık Harcamalarının Yükü



Edebiyatımızın en önemli isimlerinden Sabahattin Ali’nin kaleme aldığı öykülerde vicdanımızı acıtan hayat hikâyeleri vardır. Sulfata, Cankurtaran, Hakkımızı Yedirtmeyiz, Dekolman ve son olarak Böbrek isimli hikâyelerinde sağlık sistemindeki aksaklıkları, sağlık simsarlarını ve çıkarcı kimi doktorları eleştirir usta yazar.

Bu hikâyelerde eleştirinin odağında çoğunlukla sistemin ana karakteri olarak doktorlar ve figüran olarak da hasta simsarları vardır. Bilgi sahibinin güç zehirlenmesi ve kibri hikâyelerde işlenen temel duygulardandır.

Bu sağlık hikâyeleri içinde benim içimi en çok acıtanı, tedaviye erişimdeki engeller yüzünden hasta simsarlarının yanlış yönlendirmesinin kurbanı olan ve ardından gelirinin çok üstünde bir parayı iyi olmak için “cepten harcamak” zorunda kalan nüfus memuru Avni Akbulut’un acıklı hikâyesidir. Avni Bey önce hasta simsarlarının, ardından da “erişilmez” profesörün sömürüsüne uğrar; sonuçta hem böbreğinden hem de memleketindeki varlığından olur. Benzer şekilde Cankurtaran hikâyesinde karısını ve yeni doğacak bebeğini kurtarmak için öküzünü, arabasını ve üzerindeki döşeği satmak zorunda kalan İbrahim’in öyküsü anlatılır.

Aradan onlarca yıl geçmesine, onca sağlık reformuna ve dijitalleşmeye rağmen sağlık talebinin sömürüsünde pek de farklılık yok, benzer yanlışlar devam ediyor. Sağlığa erişimdeki engeller yüzünden, tedaviye maliyeti daha yüksek şekilde erişiyor olmanın sonuçları ise tahmin edilenden çok daha kötü: 2019 yılında kişi başına sağlık harcaması, satın alma gücü paritesine göre 211 dolara yükselmiş ve toplam sağlık harcamaları içindeki oranı %16'yı geçmiştir. Yıkıcı1 sağlık harcaması yapan hanelerin oranı 2019'da %1,43'e yükselmiş2, yıkıcı sağlık harcamaları sonucunda yoksulluğa sürüklenen hane oranı ise %0,26 olmuştur. 2019 verileriyle yapılan ve yeni yayımlanan bir analiz, toplumun %8,6'sının maddi nedenlerden dolayı sağlık hizmetlerine, %6,1'nin de ilaca erişemediğini ortaya koymaktadır3.

Böbrek hikâyesinin kahramanı Avni Akbulut gibi birçok hasta günümüzde de ameliyatını başarıyla gerçekleştirecek doğru cerraha ulaşmak, kaliteli sağlık ve bakım hizmeti alabilmek için kapı kapı dolaşmak zorunda kalmaktadır Ülkemizde kişi başına sağlık kuruluşlarına başvurma sayısı OECD ülkelerinin ortalamasının iki katıdır.  Sağlık hizmetlerinin kullanımındaki artışa rağmen sağlık hizmetlerinden memnuniyetin son beş yıl içinde hızla azalması, sorununa çare bulamayıp klinikleri dolaşan hastaların yansımasıdır.

Hasta, güvenli bir tedaviye ulaştığına inandığında ise onu elde edebilmek için her tür olasılığı denemektedir. Aynı Böbrek hikâyesindeki Avni Akbulut gibi hastalar evini-arabasını satarak ya da haneyi borçlandırarak uygun tedaviyi almaya çalışmaktadır. Bilgi eşitsizliği bu hikâyede sağlıkta sömürünün önemli nedenidir. Eğitimli de olsa Avni Akbulut sağlık okuryazarlığı yetersiz olduğundan ve farklı bilgi kaynaklarına erişimi olmadığından hastalığın kötüye kullanımına açık hale gelmiştir. Bilgiye erişim internet dünyasında kolaylaşmakla birlikte, sağlık ve internet okuryazarlığındaki eksiklikler nedeniyle söz konusu kötüye kullanım durumu değişmemiştir.  

İyi yazarlar sadece iyi gözlemci değil, aynı zamanda iyi birer düşünür ve analisttirler. Sabahattin Ali her eserinde çarpık sistemi ve insanoğlunun derin duygularını en ince ayrıntısına kadar analiz edebilmiştir. Tüm eserlerinde keskin gözlemlerini psikolojik bir derinlik ile sunduğu hissedilir. Basit bir olay üzerinden toplum eleştirisi yaparak mesajını aktarır. Adaletsizlikleri, güç ilişkilerini, sınıflar arası eşitsizliğin bireyi toplum içinde nasıl ezdiğini, vicdan ve merhametin işini yapmakta nasıl önemli bir rol oynadığını örtük didaktizm ile anlatır. Bu öyküler Ali’nin sanatsal yeteneği ile birleşince kuşaklar boyu değerini kaybetmeyen rehber eserlere dönüşmüştür ve hemen hepsi tıp fakültelerinde geleceğin doktorlarına temel ders olarak okutulmayı hak edecek kadar gerçek ve öğreticidir.

1-Yıkıcı (Katastrofik) Sağlık Harcaması; bir hanenin sağlık için yaptığı cepten harcamaların, o hanenin ödeme gücünü ciddi biçimde zorlayacak kadar yüksek olması durumunu ifade eder. Bu harcama   haneyi yoksullaştırır, ödeme yapmak için borçlandırır, varlıkların satılmasına neden olur ya da hasta gerekli sağlık hizmetini almaktan vazgeçmek zorunda kalır.

2-B.B Sipahi, Katastrofik Sağlık Harcamalarının Belirleyicileri: Türkiye Örneği, Alanya Akademik Bakış Dergisi, Yıl:2023, C:7, S:2, s. 629-648, DOI:10.29023/alanyaakademik.1032738

3- Cakmak, C. ve ark. (2025). Unmet Healthcare Needs: A Study Based on Turkey Health Survey (2019).  Cirugia y Cirujanos, Vol.93, No.4, 367-377.


Doç. Dr. İsmail Mete Şaylan

Doç. Dr. İsmail Mete Şaylan, 1971 yılında İstanbul’da doğmuştur. Tıp eğitimini 1996 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak hekimlik mesleğine adım atmıştır. Psikiyatri uzmanlığını ise 2001 yılında İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Psikiyatri Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Ruh sağlığı alanındaki akademik ve klinik çalışmalarını yıllar içinde derinleştiren Şaylan, Kasım 2021’de Ruh Sağlığı ve Hastalıkları alanında doçentlik unvanını almıştır.

Klinik pratiğinin yanı sıra uluslararası araştırma deneyimine sahip olan Dr. Şaylan, 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) Beyin Araştırmaları Biriminde gönüllü araştırmacı olarak bulundu. 2006 yılında Viyana Klinik Araştırmalar Okulunda Psikiyatrik Klinik Çalışmaların Bilimsel Yönü eğitimini tamamlamış, aynı yıl Oxford Üniversitesinde Tıpta Sistematik Derleme eğitimine katılmıştır. 2017’de aldığı Adler Koçluk Eğitimi ile danışanlarla çalışırken bütüncül ve modern yaklaşımlar geliştirmiştir.

Doç. Dr. İ. Mete Şaylan şu an Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi’nde görev yapmaktadır.