İstanbul’da Doğu Roma Su Mimarisi Eserleri

Roma İmparatorluğu zamanının su mimarisi, bugün bile pek çok eseri ayakta olan öncü ve önemli bir mimaridir. Örneğin Roma şehrinde M.Ö. 312’de Tiber Nehri’nden yararlanmak için inşa edilen Aqua Appia ilk kent su kanalı olarak kabul edilmektedir.
Dördüncü yüzyılda büyümeye başlayan İmparatorluğun yeni başkentinde su şehir için önemli bir ihtiyaçtı; çünkü İstanbul’un kara surlarının içine doğru akan yalnızca Lykos (Bayrampaşa) Deresi vardı ve bu dere de kurak geçen yaz aylarında çoğunlukla kurumaktaydı.
.jpg)
Kente Su Getiren Dört İmparator
Şehrin zamanla artan nüfusunun tatlı su ihtiyacını karşılamak amacıyla dört farklı imparator Trakya’dan İstanbul’a su getirmek üzere büyük suyolları geliştirmiştir. Hadrianus, Konstantin, Valens ve I. Theodosius hem Istranca Dağları’ndan hem de Belgrad Ormanı’ndan şehre su getirecek büyük yapılar inşa ettirmiştir.
Trakya’dan kente su getiren ilk suyollarının İmparator Hadrianus (113-124) zamanında yaptırıldığı kabul edilmektedir. Bu su şebekesi II. Theodosius (439-441) tarafından sarayın su ihtiyacını karşılayacak şekilde geliştirilmiştir. İstanbul’da Roma devrinde inşa edilen geniş su şebekesi, zaman içinde bakım zorluğu ve dış sebepler nedeniyle harap olduğundan yavaş yavaş terk edilmiş ve su depolaması için sarnıçlar kullanılmaya başlanmıştır.
Çözüm Su Sarnıçları
Doğu Roma’nın başkenti Konstantinopolis tarihi boyunca daima işgallere ve kuşatmalara açık bir şehir olmuştur. Bu kuşatmalar nedeniyle kente gelen su birkaç kez kesilince kentin su ihtiyacının açık ve kapalı sarnıçlarla karşılanması düşünülmüştür. Açık hava sarnıçlarında depolanan su, yağmur sularından oluşuyordu ve çok daha az temizdi. Bu sebeple tarımda ve gösteri amaçlı kullanılıyordu.
İçmek için kullanılan daha temiz su ise kapalı sarnıçlarda yer altında depolanıyordu. Bu sarnıçlarda su, daha soğuk ve yeteri kadar arıtılmış şekilde saklanabiliyordu. Bu sarnıçlar çoğunlukla dönemin manastırlarının altında veya bir saray yapısında bulunuyordu. Bu açık ve kapalı sarnıçlardan bir kısmı bugün hâlâ ayakta, bir kısmı ise keşfedilip gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor.
.jpg)
Valens Su Kemeri
Günümüzde kullanılan ismiyle Bozdoğan Su Kemeri’nin yapımına İmparator Konstantin döneminde başlandığı ve İmparator Valens döneminde 378 yılında tamamlandığı düşünülmektedir. Kemer ile getirilen sular Taurus Meydanı’nda, bugünkü İstanbul Üniversitesi Merkez Binası’nın yerindeki anıtsal Nymphaeum Maximus çeşmesine ulaşıyordu. Fatih Sultan Mehmed zamanında Valens Su Kemeri’nin yanına bir çeşme yaptırılmış, bu çeşme Kırkçeşme adıyla anılmıştır. Kemerin yer yer alçalıp kimi zaman yükselmesinin nedeni suyun basıncını ayarlamaktır. Tamamı 250 km’lik bir su taşıma sisteminin parçası olan Valens Su Kemeri yaklaşık 1500 yıl boyunca aktif olarak kullanılmıştır. Valens Kemeri dışında Doğu Roma döneminde Mazul Kemer (Esenler), Kara Kemer (Eyüpsultan) ve Turunçluk Kemeri (Taşlıtarla) inşa edilmiştir.
.png)
Yerebatan Sarnıcı
Fatih ilçesinde Divan Yolu Caddesi ile Yerebatan Caddesi’nin kesiştiği noktada yer almaktadır. Konstantin zamanında ilk temelleri atılan sarnıç İmparator I. Justinian döneminde ciddi bir onarım görmüştür. Ayasofya ve Büyük Saray başta olmak üzere pek çok yapıya su sağlayan sarnıçta 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Sarnıcın tuğladan örülmüş 4,80 metre kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçirmez hale getirilmiştir. Sarnıcın olduğu bölgede bir zamanlar bir bazilika olması nedeniyle bir diğer adı da Bazilika Sarnıcı’dır. 100 bin ton su hacmine sahip olan sarnıç, İstanbul’un fethi sonrasında Topkapı Sarayı’nın su ihtiyacını karşılamak için de kullanılmıştır. Bir dönem unutulan sarnıç, 1544-1550 arasında İstanbul’a gelen Fransız doğa tarihçisi Petrus Gyllius tarafından bulunarak tekrar kayıt altına alınmıştır. III. Ahmed ve II. Abdülhamid dönemlerinde onarım gören sarnıç, 1987 yılında gördüğü onarımda içinden 50 ton çamur çıkarıldıktan sonra ziyarete açılmıştır. Son olarak İBB Miras tarafından gerçekleştirilen tarihinin en kapsamlı restorasyonu sonrası Temmuz 2022’de yeni nesil müzecilik anlayışıyla kapılarını açmıştır. Sarnıçtaki dikkat çekici yapı elemanlarından biri olan Medusa başlı sütun kaidesinin burada olma sebebi günümüzde tartışılmaya devam etmektedir. Kimilerine göre yeraltı tanrıçası olan Medusa’nın antik dünyada kötülüklerden korunmayı sembolize etmesi, kimilerine göreyse ters konulmasıyla pagan inancının artık bittiğini sembolize etmesi söz konusudur.
.jpg)
Binbirdirek Sarnıcı
Filoksenos Sarnıcı olarak da bilinen Konstantin dönemi sarnıcı, dönemin Roma kökenli senatörü Filoksenos tarafından yaptırılmıştır. İmparator Konstantin İstanbul’u yeni başkent ilan etmesinden sonra Roma’dan pek çok asilzade ve zengini buraya gelmesi için teşvik etmiş ve bu tarz yardımları şart koşmuştur. Üç bin metrekareden fazla alana sahip olan sarnıçta yapıldığında 16 sıra halinde 224 mermer sütun bulunmaktaydı, günümüze bunların 212 adedi gelebilmiştir. İstanbul'da yalnızca bu yapıda üst üste bindirilmiş iki gövdeden meydana gelen taşıyıcılara rastlanır. Üst üste gelen iki sütunun arasında dışa taşkın dairesel mermer bilezik, birleşim noktalarına ise kurşun tabakaları yerleştirilmiştir. Böylelikle sarnıcın derinliği artırılarak kırk bin metreküp su depolayabilme kapasitesine ulaşılmıştır. Sarnıç I. Justinian döneminde büyük bir onarımdan geçirilip büyütülmüştür. Osmanlı zamanında depo ve atölye olarak hizmet vermiş, I. Ahmed zamanında Fazıl Paşa’nın talimatıyla üzerine ahşap bir konak yapılmıştır. Sarnıç günümüzde ücret karşılığı gezilebilmekte olup özel etkinliklere açıktır.

Soğuk Çeşme Sarnıcı
İnşa tarihi hakkında net bilgiler olmayan sarnıç, Topkapı Sarayı surlarının dibinde Soğuk Çeşme Sokağı’nda yer almaktadır. 12 sütunu olan sarnıcın Ayasofya ve Aya İrini’ye yakınlığı göz önüne alınarak bu iki yapının su ihtiyacını karşılamak üzere yapıldığı düşünülebilir. Günümüzde restoran olarak hizmet veren sarnıç turistik ziyaretlere de açıktır.

Sultan Sarnıcı
Fatih’te yer alan bu sarnıcın 378-395 yılları arasında İmparator I. Theodosius döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Dikdörtgen planlı ve yedisi granit, yirmi biri beyaz mermer 28 sütunlu sarnıçta yoğun olarak devşirme malzemeler kullanılmıştır. Sütun ve sütun başlıkları üzerinde yer alan monogramlar ve usta işaretleri özellikle dikkat çekicidir. Asırlarca boş kalan, bir dönem iplik bükücüler ve marangozlar tarafından kullanılan sarnıç zaman içinde tahrip edilmiştir. 2000’li yıllarda restore edilen sarnıç günümüzde çeşitli etkinliklere yönelik hizmet vermektedir.
.jpg)
Şerefiye Sarnıcı
Doğu Roma döneminde burayı inşa ettiren II. Theodosius’un adıyla anılan sarnıç, Osmanlı zamanında Şerefiye adlı bir mahallede yer aldığı için bu şekilde bilinir olmuştur. Kare planlı ve 32 sütunlu sarnıcın iç duvarları su geçirmez sıva ile kaplanmıştır. Tavan yüksekliği 11 metreyi bulan Şerefiye Sarnıcı’nın içinde 45 adet yelken tonoz ve 32 adet sütun bulunmaktadır. Üzerlerinde impost bloklar taşıyan Korint üslubundaki başlıkların tümü sarnıca özel olarak Marmara Adası mermerinden yapılmıştır. Dönemin kamusal yapılarına su tedariki için yapılmış olan sarnıç, bugün Divan Yolu Caddesi olarak bildiğimiz Mese Yolu’na yakındır ve buradaki çeşmelere su desteği vermiştir. Osmanlı döneminde sarnıcın üzerine Arif Paşa Konağı inşa edilmiştir. Son olarak Eminönü Belediyesi hizmet binası olarak kullanılan yapının 2010 yılında yıkılmasıyla sarnıcın çevresi açılmıştır. Günümüzde İBB’ye bağlı Kültür A.Ş tarafından işletilen sarnıç, 360 derece projection mapping sistemiyle ziyaretçilerine sıra dışı bir müze deneyimi yaşatıyor.

Gülhane Sarnıcı
Erken Doğu Roma dönemine ait küçük bir sarnıçtır. Kimi kaynaklara göre İmparator Hadrianus’un İstanbul’a getirttiği su hattının bir parçasıdır. Yedi metre derinlikteki sarnıcın içinde 12 sütun bulunur. Sarnıç 1954-2001 yılları arasında Gülhane Hayvanat Bahçesi’nin akvaryumu olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise İBB tarafından onarımdan geçirilerek ziyaretçilere açılmıştır.

Antik Hotel Sarnıcı
Fatih ilçesine bağlı Beyazıt semtinde 1984 yılında bir inşaatın temel atma çalışmalarında kazılan toprağın altında bir sarnıç yapısı tespit edilmiş, sonrasında kurtarma kazıları başlamıştır. Sarnıcın dikkat çeken özelliği Theodosius Forumu’na yakın olmasıdır. Yapıda kimi in situ, kimi kırılmış halde 13 sütun tespit edilmiştir. Yapının içi su geçirmez sıva ile kaplanmış olup köşeler su basıncına dayanması için yuvarlatılmıştır. 400-600 yılları arasına tarihlendirilen sarnıcın Valens Kemeri’nden gelen sularla beslendiği sanılmaktadır.

@ Caner Cangül
Aspar Sarnıcı
Doğu Roma İmparatoru I. Leon zamanında Roma komutasında Gotlu bir general olan Flavius Ardabur Aspar tarafından 471 yılında inşa ettirilmiş açık bir sarnıçtır. Kaynaklarda sarnıçtan “kare bahçe” olarak bahsedilir. Osmanlı zamanında işlevini yitirmiş, içine evler inşa edilmiş ve küçük bir mahalleye dönüşmüştür. Günümüzde Fatih ilçesinin Balat mahallesinde Yavuz Sultan Selim Camisi’ne yakın konumdaki sarnıç park alanı olarak kullanılmaktadır.
.jpg)
Zeyrek Sarnıcı
Diğer ismi Pantokrator Sarnıcı’dır. Pantokrator (Zeyrek) Manastırı’nın su ihtiyacını karşılamak için 12. yüzyılda II. Komnenos döneminde yapılmıştır. Sarnıç günümüzde zeminin üstünde gibi gözükse de döneminin topografik yapısı sebebiyle aslında bir bölümü toprak altındaydı. Atatürk Bulvarı’nın açılması sonrasında biraz daha büyük kısmı gün yüzüne çıkan sarnıcın duvarları içeriye doğru bombeli yapılmıştır. Bunun sebebi içeride bulunan suyun basıncını dengelemek ve duvarların çatlamasını önlemektir. Zeyrek Sarnıcı dört yıl süren kapsamlı bir restorasyonun ardından 2025 yılında ziyarete açılmıştır.

@ Caner Cangül
Hebdemon Sarnıcı
Günümüzde Bakırköy’ün Osmaniye mahallesinde bulunan sarnıcın MS 5-6. yüzyıllarda yapıldığı düşünülmektedir. Bugün Yedikule Hisarı’nda olan ve bir zamanlar imparatorların giriş yaptığı altın kapıya 2 km uzaklıkta olması nedeniyle Bakırköy bölgesinde yer alan ordugâhların su ihtiyacını karşılamak için yapıldığı düşünülmektedir. Bizans dönemi açık sarnıçları arasında en iyi korunmuş sarnıçtır. Zaman içerisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun fillerini beslediği yer haline geldiği için Fildamı Sarnıcı olarak da isimlendirilmiştir.
.png)
@ Caner Cangül
Aetius Sarnıcı
II. Theodosius (408-450) döneminde 421 yılında şehrin valisi Aetius tarafından inşa ettirilmiştir. O dönemde şehir batıya doğru genişlemekte ve surlar güçlendirilmekteydi. Osmanlı zamanında işlevini tamamen yitiren sarnıç, bostanlık olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu işlevini de zamanla kaybeden sarnıç günümüzde Vefa Stadı olarak kullanılmaktadır.

Mokios Sarnıcı
İmparator Anastasius tarafından inşa ettirilen açık sarnıcın kaynaklara Hagios Mokios Sarnıcı olarak geçme sebebi yanında bulunan Hagios Mokios Kilisesi’dir. Bugün kiliseden geriye bir şey kalmasa da sarnıç bu isimle anılmaya devam etmektedir. Su depolama hacminin çok yüksek olması sebebiyle sarnıç muhtemelen kilise dışında çevre bölgeye de su sağlıyordu. Alan günümüzde Fındıkzade Çukurbostan Parkı olarak kullanılmaktadır.
Kaynaklar:
1-Konstantinopolis, Jonathan Harris, Alfa Yayınları
2-Anadolu Uygarlıkları, Oğuzhan Karadirek, Maya Kitap
3-İstanbul, Faruk Pekin, Alfa Kitap
