Dördüncü yüzyılda büyümeye başlayan İmparatorluğun yeni başkentinde su şehir için önemli bir ihtiyaçtı; çünkü İstanbul’un kara surlarının içine doğru akan yalnızca Lykos (Bayrampaşa) Deresi vardı ve bu dere de kurak geçen yaz aylarında çoğunlukla kurumaktaydı...