Mart ayı dünyada ve ülkemizde Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor ve konuyla ilgili bilinçlendirme çalışmaları gündeme geliyor. Konuyla ilgili sorularımızı Koç Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Emre Balık yanıtladı. Kolon kanserinin sadece yaşlılarda değil gençlerde de görülebildiğini belirten Prof. Dr. Balık, tarama programları ve erken teşhisin hayati önemine vurgu yaptı.
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü vesilesiyle Koç Üniversitesi Hastanesi Odyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ahmet Ataş ile işitme duyusunun nitelikli yaşam üzerindeki etkisini, işitme kaybı risk faktörlerini, kulak sağlığını koruma yollarını ve işitme kaybındaki güncel tedavi seçeneklerini konuştuk.
Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feza Yarbuğ Karakayalı derneğin misyonu ve çalışmaları, kolorektal hastalıkların tedavisindeki güncel gelişmeler ve toplumumuzun bağırsak sağlığı farkındalık seviyesi hakkında sorularımızı yanıtladı...
Amerikan Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, varis oluşumuna yol açan faktörler, güncel varis tedavisi yöntemleri ve tedavi sonrasında hastaların dikkat etmesi gereken noktalar hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Son yıllarda pek çok kişi düzenli okuma yapamamaktan, kitap okurken çabuk sıkılmaktan şikâyetçi. Küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığı olan kişiler bile eskisi kadar okuyamadıklarını ifade ediyor. Peki bu durumu neyle açıklayabiliriz ve çözümü ne olabilir?
Edebiyatımızın en önemli isimlerinden Sabahattin Ali’nin kaleme aldığı öykülerde vicdanımızı acıtan hayat hikâyeleri vardır. Sulfata, Cankurtaran, Hakkımızı Yedirtmeyiz, Dekolman ve son olarak Böbrek isimli hikâyelerinde sağlık sistemindeki aksaklıkları, sağlık simsarlarını ve çıkarcı kimi doktorları eleştirir usta yazar...
Nobel Edebiyat Ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi romanının Zeynep Günay yönetmenliğinde dizi uyarlaması gösterime girdi ve kısa sürede yoğun tartışmaların merkezine yerleşti...
1863 yılının baharında Paris’te sanat dünyası görünürde her zamanki düzeninde işliyor, Champs-Élysées’deki Palais de l’Industrie her yıl olduğu gibi Paris Salonu’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyordu.
Nadir hastaların daha nitelikli yaşamasını sağlamak üzere çalışan sivil toplum kuruluşlarının sesine kulak verdiğimiz Nadir Hayatları Tanıyalım serimizin bu ilkinde konuğumuz PKU Aile Derneği Başkanı Deniz Yılmaz Atakay.
İlaç kullanımıyla ilgili sorularımızı bu alandaki en yetkin isimlerden birine, Türk Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alper B. İskit’e yönelttik.
Hayat bazen dalgalanır, bazen durulur; ancak bu dalgalar fırtınaya dönüştüğünde ne yapmalı? Prof. Dr. Sibel Çakır ile yeni kitabı “Dalgalandım da Duruldum” vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide; bipolar bozukluğun belirtilerini, doğru bilinen yanlışları, stigma ile mücadeleyi ve herkes için farklı bir anlam taşıyan “denge” kavramını konuştuk...
Yeni nesil fotoğraf makineleri ve anında baskı sistemleri, dijitalin sunduğu kolaylıkları korurken analog kültürün yavaşlığını ve seçiciliğini yeniden gündeme getiriyor. Bu cihazlar geçmişi kopyalamaya çalışmıyor; analog hissi dijital çağın alışkanlıklarına uyarlıyor...
Eğitim yalnızca ders anlatımından ibaret olmayan, çocukların dünyayı anlamlandırma biçimini, kendilerine güven duymalarını ve gelecekte üstlenecekleri rollerin altyapısını belirleyen uzun bir süreçtir.
Zamanı düzene koymak demek, bir yaşam ve bayram çerçevesi oluşturmak, iş ve tatil günlerini belirlemek, gelenekleri sabitlemek ve böylelikle bir toplumun üyeleri arasında simgesel bir bağlantı kurmak demektir...
Dijital deneyim müzeleri, son yıllarda sanatın teknoloji ile birleşerek dönüştüğü yeni çağın en güçlü kültürel olgularından biri hâline geldi. Işığın, sesin, hareketin, verinin ve yapay zekânın sanatla bütünleştiği bu mekânlar yalnızca birer sergi alanı olarak kalmıyor, aynı zamanda turizmin büyüyen bir parçası olarak kendi ziyaretçi kitlelerini yaratıyor...
Bazı hikâyeler yalnızca bir kez anlatılmakla kalmaz. Okurun zihninde yer eder, zamanla mekâna sızar, nesnelere tutunur ve sonunda başka anlatı biçimlerine evrilerek yaşamaya devam eder.
Dördüncü yüzyılda büyümeye başlayan İmparatorluğun yeni başkentinde su şehir için önemli bir ihtiyaçtı; çünkü İstanbul’un kara surlarının içine doğru akan yalnızca Lykos (Bayrampaşa) Deresi vardı ve bu dere de kurak geçen yaz aylarında çoğunlukla kurumaktaydı...